9 Temmuz 2010

Soraya’yı Taşlamak

Süreyya’yı Taşlamak, İran’ın küçük bir köyünde masum bir kadının zina yaptığı gerekçesi ile, recm ediliş hikayesini anlatan bir film. Yönetmen Cyrus Nowrasteh’in İran kökenli olması, doğma büyüme Amerikalı olmasının önüne geçememiş gibi.
Film, 1986 yılında İran asıllı Fransız gazeteci Freidonue Sahebjam’ın Kupayeh köyünden geçerken yolda arabasının bozulması ile başlıyor. Zorunlu olarak uğradığı bu köyde, gazeteci olduğunu fark eden bir kadın (Zehra) zahmetli de olsa onunla konuşmayı başarıyor. Tüm derdi ise bir gün önce haksız yere taşlanarak infaz edilen yeğeni Süreyya’nın hikayesini dünyaya duyurmak.
Sahebjam kayıt aletinin düğmesine basıyor, Zehra başlıyor anlatmaya;
Süreyya, 22 yıldır Ali’yle evli. İki küçük oğluyla pek bağ kuramamış, eşinin pek değer vermediği iki de kızı olan, şiddet gördüğü halde kocasına karşı kusur etmeyen bir eş. Ancak bir gün Ali’nin komşu köyde gördüğü 14 yaşında bir kıza göz koymasıyla işler değişiyor ve bir an önce bu evlilikten kurtulmak istiyor. Nafaka almayacağını öğrenince koşullar nedeniyle boşanmaya yanaşmayan Süreyya, başta kocası, köyün mollası ve muhtarının da içinde olduğu bir kumpas sonucu zina ile suçlanır. Şeriat kanunlarına göre cezası kesilir. Recm uygulanacaktır.

Hikayenin odaklandığı tüm karakterler, Süreyya dahil maalesef çok yetersiz. İkinci sınıf tiyatro sahnesi gibi algılanan köy o kadar yapıştırma ki tüm bu yapaylık içinde, hikaye tüm etkisini yitiriyor.

Süreyya’yı Taşlamak filmi, ilk bakışta çok trajik özellikleri olan bir kültürü araştırır gibi görünse de filmi izlerken pek öyle hissetmiyorsunuz. Kötü İslam yorumu ile yönetilen İran’da, taşlanmaya giden bir kadının öyküsü böylesine içi boş, derinliksiz mi anlatılmalı? Hikayenin geçtiği topraklardaki kültüre, yaşantıya veya insanına dair hiçbir empati kurmayan film, kültürü boktan, halkı da şeytan gösterirken, esas konuyu da kötücül bir kocanın karısını öldürtme hikayesine dönüştürüyor. Son derece derin ve acımasız bir gerçeği, son derece yüzeysel anlatma cüretini gösteriyor ve gerçekten dikkat çekmesi gereken bir hayat hikayesini çarçur ediyor.

Soraya kim bilemiyorum ama hikayesini öğrendiğimiz Süreyya, bu güzel ismin manası gibi cennetteki güneşin ışığına dönüşmüş müdür bilemiyorum ama filmi izlediyse oralardan yönetmene bir iki bakış atmış olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder